Translate

19 Haziran 2012 Salı

Yokoluş.. ve Huzur

Kıpkırmızı bir günbatımına karşı oturuyorum.. Ve şu anda benim için dünyanın en huzur verici eylemini gerçekleştiriyorum..
İçinizden geçenleri karalayabilmek...Çünkü ben aslında konuşurken çok güzel cümleler kurabilen biri değilim, çünkü konuşurken her şey sıradan..Olması, söylenmesi gerektiği gibi..İnsan beyninin dilinize verdiği komutlardan ibaret sadece..Konuşurken aslında çok devrik cümle kurmam ama her şeyden önce içimden geldiği gibi yazmak istiyorum..En azından burada:)
Duygular karıştırılmaz çoğu zaman konuşmalara..Hatta karşınızdaki insan sizin gibi düşünemiyor diye çoğu zaman gerizekalı:) olur..öyle dersiniz..Çalışma hayatına girdiğimiz zaman mı alıştık yoksa böyle konuşmaya?..Bilmiyorum..
İstemese de bir süre sonra buna alışıyor insan sanırım..Robotlaşıyoruz..Verdiğimiz tepkilerin gayet normal olduğuna bile inandırıyoruz kendimizi..Sadece kendimizi kandırıyoruz..Duygularımızı, hislerimizi, bizi biz yapan her şeyi savurup atıyoruz..İş uğruna kırdığımız insanları yok sayıyoruz..Amaç, hep daha fazla kazanmak...!

Halbu ki hiç birimize böyle öğretilmemişti çalışma hayatı..Anneciğimle babam üniversiteyi kazandığımda her şeyin toz pembe olduğu o kadar güzel bir tablo çizmişlerdi ki, o zamana kadar onlardan hiç ayrılmayan ayrılamayan be, başka bir şehirde okumak için canatar olmuştum..Kendi paramı kazanacaktım, kararları veren ben olacaktım, o zamana kadar her şeyle ilgili karar veren onlar olmuşlardı çünkü benim yerime..Kendi planlarımı kendim yapacaktım, kimseye bağlı kalmadan.."Özellikle kız çocuğunun okuması lazım" derdei babam ve annem hep, kendi ayakları üzerinde durabilmesi gerekirdi onlara göre..Hala da öyle:) İnsanlara güvenilmezdi çünkü ama onlar bana güveniyorlardı, bu da inanılmaz derecede mutlu ediyordu beni..Beni kendi sınırlarım içinde hep daha özgür hissettiriyordu..Çok da haklılardı aslında, sonradan anlayabiliyor insan..Herşeye hep geç kaldığımızı düşünüyoruz, anlamsız bir paniğe kapılıyoruz sonra..Hepimizin bir şeyleri koştura koştura yapmasının sanırım tek nedeni de bu..Çelme yememek!..Hep önde olmak..İçlerimizde var olan güvensizliklerimiz hergün hepimizi biraz daha yok ediyor dikkatli bakıldığında..Ama hiç birimiz o müthiş egosuna yediremiyor bunu, bir şekilde kendimizi savunmak adına bahanelerimiz de hazır oluyor..Sonra da duvarlarımızı örüyoruz etrafımıza..Cümle her seferinde şöyle başlıyor..HAYAT BÖYLE!

Ben hayatın böyle olduğuna inanmayanlardanım! Yaşamak için insanın ne çok fazla paraya ne de çok nüfuza ihtiyacı avrdır..Sahip olunması gereken şeyler aslında insanların içindekilerdir.."Kalplerinizle yaptığınız her şey size geri döner" der Mevlana...
Bana sorarsanız, hayat da insanın severek, keyif alarak yaptığı her şeyin toplamıdır diyebilirim..Hayat, bazılarımızın söylediği gibi asla anlamsız değil!, kendinizi bulduğunuz süreç o..Anlamsız olarak nitelendirdiğiniz de kendinizin de bir anlamı kalmayacaktır..Etrafınızdaki insanlar için de sizin...

Her şey geçip gittikten sonra arkanızda kalan tabloya bakmanız, aslında neyi ne için yaptığınızı daha iyi anlamanıza yardımcı oluyor..Dışarıdan ve tarafsız olarak..En azından ben böyle düşünüyorum artık..Gereksiz koşturmalar yok, gereksiz duygu patlamaları yok, inanın çok daha iyi hissediyorsunuzgün bitiminde..Evinizde daha mutlusunuz, daha insan:)..Ve gün sonunda size ne yaptın bugün diye soran anneciğinize, çalıştım:) ve kimseyi kırmadım diyebiliyorsunuz..Bunun verdiği mutluluk bambaşka..Ve adı da HUZUR!:)...

2 yorum:

  1. Bu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  2. Bu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.

    YanıtlaSil